Canlı organizma döllenmeden itibaren devamlı bir değişme içindedir. Bu değişme intrauterin dönemde ve daha sonraki yıllarda hızlı bir büyüme ve gelişme süreci iken bunu izleyen dönemlerde daha belirgin olmak üzere bir yıpranma süreci biçimindedir. Organizmadaki değişmenin belirgin niteliklerinin etkisiyle yaşamın belli dönemleri ortaya çıkar. Ancak organizma için kaçınılmaz sonuç yaşlılıktır. Yasamın her döneminin olduğu gibi yaşlılığın da kendine özgü özellikleri, sorunları bulunmaktadır.
Önemli olan yaşam süresi olarak erişilmek istenilen uzun yıllara karşın, organizmadaki organik, fizyolojik, psikolojik değişikliklerin istenmediği gerçeğidir. Bu nedenle, istenmeyen bu değişimlerin geç başlatılabilmesi tıbbın erişmek istediği amaçlardandır. Ancak bu sorunun çözümü gerçekte kolay değildir. Çünkü toplumda bu dönemin başlangıç ve niteliklerini kalıtsal, çevresel, sosyo-ekonomik ve kültürel pek çok faktör etkiler. Aslında, çocukluk, gençlik yaşlılık yaşamda bir bütündür. Bir dönem diğerini pek çok yönden etkiler. Beslenme de beklenen yaşam süresini etkileyen önemli etmenlerden birisidir.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra Dünya’da ve Ülkemizde yaşam süresi giderek artmaktadır. Yirminci yüzyılın başında beklenen yaşam süresi ortalama 45-47 yıl iken günümüzde gelişmiş ülkelerin çoğunda bu süre 75 yılı aşmış bulunmaktadır. İki bin yılında yaşam süresinin 80 yılı aşacağı tahmin edilmektedir. Böylece toplumda yaşlı olanların oranı giderek artmaktadır.
Toplumda yaşlı sayısının artması, onların bakımı için gerekli sağlık harcamalarını da arttırmaktadır. Yaşlılık dönemindeki sağlık sorunlarının önlenmesinde beslenmenin düzenlenmesi önemli rol oynar. Böylece sağlık harcamaları da bir ölçüde azaltılabilir. Ancak yaşlılara verilecek sağlık hizmeti ve bakımın planlanması onların ülkemiz koşullarındaki sorunlarının neler olduğunu bilmekle mümkündür.
Ülkemizde kurumlarda barınan yaşlıların beslenme sorunlarına yönelik çalışmalar dışında yalnız veya aileleri ile birlikte yaşıyan yaşlıların ev koşullarında beslenme durumlarını saptamaya yönelik çalışma bulunmamaktadır. Oysa bu grubun pek çok sorununun yanında beslenme sorunlarının ve nedenlerinin de bilinmesi giderek artan yaşlıların sağlığını korumak ve geliştirmede, önemlidir.



